Hayasızlık en büyük "Tehdit"!

    13/11/2008 ·

     

    Hayasızlık en büyük "Tehdit"!

    Güvenlik öncelikli bir ideolojiye ve siyasi yapılanmaya sahip olan sistemlerde, devlet aygıtına hükmeden iradenin "tehdit" algılaması, "tehdit" konsepti, hatta "tehdit" sıralaması son derece önem arzeder. Zira, sistemin bütün mekanizmaları bu gerçek ya da sanal "tehdit" konseptine göre şekillenir.

    İdeolojik ve siyasi yapılanmasını "güvenlik" ve "tehdit" eksenine göre dizayn eden ülkemizde; son yıllarda, vatan-millet için en önemli "tehlike"nin ne olduğu, bu tehlikenin nasıl bertaraf edileceği çok tartışılan, çok konuşulan ve hep gündemde tutulan bir meseledir. 28 Şubat süreci, "birinci tehdit, artık Bölücülük değil İrticâ'dır" söylemiyle arzı endâm etmişti. İrtica sanal tehditti; şimdi Bölücülük tekrar tırmandırılıyor gibi. Komünizm tehlikesi çoktan rafa kaldırıldı. Faşizm, Militarizm, Kapitalizm, Liberalizm 'resmî' manada hiç tehlike olarak görülmedi. Şimdilerde, ucundan-kıyından AB üyeliği büyük tehlike olarak addediliyor; tabii ki, ulusçulukla maskelenmiş çıkar egemenliğinin sarsılması korkusuyla...

    Oysa, iktidarı-muhalefeti, derin devleti-sığ devleti, sağcısı-solcusu ile bütün milletin geleceğini tehdit eden daha büyük, daha derin, daha kuşatıcı, daha bitirici bir tehdit ile karşı karşıyayız: Hayâsızlık! Siz buna arsızlık, edepsizlik, iffetsizlik ve genel anlamda ahlâksızlık da diyebilirsiniz. Görsel medyadan yazılı medyaya, reklamdan iletişime, sokaktan kafe, bar, oyun-eğlence merkezlerine, tatil yerlerinden plajlara, festivallere, konserlere, hatta eğitim kurumlarından kültürel etkinliklere kadar aklınıza-hayâlinize gelmeyecek alanlarda müthiş bir hayâsızlık furyasıdır gidiyor. Sadece hayâsızlık mı? Ahlâksızlık, utanmazlık, çıplaklık, teşhircilik, fuhuş, sapkınlık, günah, haram kol geziyor ve özellikle terviç ediliyor. Belli merkezler, şeytanla kol kola, sürekli ve ısrarlı biçimde ve giderek artan bir ivmeyle ar, nâmûs, iffet, edep, hayâ, saygı, sadakat, vefâ.. gibi kavramları, manevi değerleri, kutsalları berhava etmeye uğraşıyorlar. Dahası, doğruluğun, dürüstlüğün, adaletin, insafın, merhametin, fedakârlığın, diğergâmlığın 'para etmediği' bir hayat tarzına doğru hızla itiliyoruz.

    İnsanoğlunun yeryüzü macerası başlayalı beri şeytan, insanlara "fahşâyı emretmek" (2/169,268), "günahları süslemek" (15/39), "vesvese vermek" (114/4) sûretiyle onları "ayartmak" (17/64) ve doğru yoldan "saptırmak" (4/60, 25/29, 27/24, vd.) görevini kesintisiz sürdürüyor. Ama bugün, Şeytan her zamankinden daha donanımlı, daha etkili. Çağın tüm araç ve imkanlarını, psikolojik harp teknikleri eşliğinde ustaca kullanarak insanları "sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından" (7/17) çepeçevre kuşatıp "atlıları ve yayaları ile" denetim altına alan ve nihayet "onlara mallarında ve evlatlarında ortak olan" (17/64) korkunç bir Şeytani Güç Odağı ile karşı karşıyayız bugün...

    Bu hayâsız topyekün saldırı karşısında, şu'cusu-bu'cusu, avamı-havası, yönecicisi-yönetileni ile "insan" olarak ve bizim açımızdan elbette "mümin" olarak ayakta kalabilmek, yeryüzü sınavını başarıyla geçebilmek için kesinlikle "Hüdâ"ya muhtacız:

    "Dedik ki: Hepiniz cennetten inin! Eğer Benden size bir hüdâ(hidayet) gelir de her kim o hüdâma tâbi olursa, onlar için bir korku yoktur ve onlar üzülmezler. İnkâr edip âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar cehennemliktir, onlar orada ebedî kalırlar." (2/38-39)

    İnsanlara düşen, işte bu Hüdâ'ya (Vahye; Kur'ân'a, Peygamber'e) tabi olmaktır.

    Ve Vahiy, şeytanın çok yönlü ayartma teknikleri karşısında insanlığa eşsiz bir imkân sunar: "Takvâ elbisesi!" (7/26) Takvânın ilk adımı ise hayâdır. Hayâyı kuşanmadan takvâ elbisesi giyilmez. Hayâsı olmayan Allah'tan ittikâ etmez, sakınmaz/korkmaz. Allah'tan hayâ etmeyen insanlardan, insanlardan hayâ etmeyen kendi nefsinden hayâ etmez...

    Hz.Rasûl(s) buyuruyor: "Hayâ, îmanın nizâmıdır. Bir şeyin nizâmı bozulunca parçaları darma dağın olur. Her dinin bir ahlâkı vardır, İslâm'ın ahlâkı da hayâ'dır." (İbn Mâce, Zühd, 17)

    Gelin, hayâsızlığın tüm dünyayı ve ülkemizi tehdit ettiği şu arsız çağda; millet olarak "Takvâ elbisesi"ni kuşanalım, Peygamber(s.) ahlâkı ile ahlaklanalım, "edeb yâ Hû" diyelim.

    Umran Dergisi - Eylül 2005; Vakit

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »

Günlük Video

300*250 Reklam alanı

KUR`AN TEFSİRİ İZLE



Sitene Ekle

VEDA HUTBESİ

VedaHutbesi



"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamıyacağım.

"İnsanlar!

"Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur

"Ashabım!

"Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizin yaptığınız olayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

"Ashabım!

"Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

"Ashabım!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

"Ey insanlar!

"Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izininiz olmadıkca evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukca yolunuzu hiç şasırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse başkadır.

"Ey insanlar!

"Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirascıya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

"Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

  • Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

  • Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

  • Zina etmeyeceksiniz.

  • Hırsızlık yapmayacaksınız.

  • "İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir.

    "İnsanlar!

    "Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

    Saheb-i Kiram birden şöyle dediler:

    "Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şehadet ederiz!"

    Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şehadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:

    "Şahid ol, yâ Rab!Şahid ol, yâ Rab! Şahid ol, yâ Rab!"

    Diyanet Meali
    Elmalılı Y. M.
    Yaşar Nuri M.

    Sohbet

      Cbox sohbet kutusunu buraya koyabilirsiniz