Image Hosted by ImageShack.us

Esma'ül Hüsna

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.us

  • yunusum
  • Dilefkar
  • orhansuer
  • dinimizislam58
  • yesimece
  • zeynepalp
  • nurla
  • sure34
  • muhammedisalam
  • makber
  • mucahid23
  • YNS
  • GulSultan
  • djazemimm87
  • islamgencligi
  • zerirem
  • enesyasin
  • islambirligi
  • islamisiteler
  • islamimedya
  • izoiscaticephe
  • islamhukuku
  • FATIMA
  • evrenselmesaj
  • ihsanasutay
  • keremcem06
  • beyzadem23
  • unsal1
  • yolcugidiyor
  • hudayidemir
  • sonsuzlukkervani
  • birdiyar
  • sohbetsevenler
  • TevhidGenc
  • hisari
  • TILLSIM
  • dogancikkoyubaskil
  • Mansur
  • hayber
  • diayka
  • vanarvas
  • uzmanwebhtml
  • hamt
  • hakikatinmerkezi
  • mehmetorhandurdu
  • intifada3
  • Rahmetli645
  • rufeydem
  • muharremcaglarr
  • ihya
  • Image Hosted by ImageShack.us

    HAYKİRİS GURUBU

    SON YAZILARIM

    Image Hosted by ImageShack.us

    @Ziyaretçi Defteri@

    25/11/2007

    KARAR VERDİN Mİ ALLAH'A GÜVEN

                                                         

                                 KARAR VERDİN Mİ ALLAH'A GÜVEN*

    "Ey peygamberim, Allah'tan bir rahmet sebebiyle sen onlara yumuşak
    davrandın. Allah'ın yardımı ve yol göstermesiyle onlara merhametli,
    müsamahalı, şefkatli davrandın. Eğer sen onlara karşı sert, haşin, katı
    kalpli davransaydın; onlara karşı anlayışsız, kaba olsaydın muhakkak ki
    onlar seni terk edip etrafından dağılıp giderlerdi." (Al-i İmran : 159)

    Kıyâmete kadar tüm insanlara, tüm toplumlara örnek olacak bir neslin
    yetişmesi için elbette Peygamber Efendimizin böyle davranması gerekecekti.

    İşte bu bir peygamber tavrıdır, bir peygamber ahlâkıdır. Bir örnek
    davranışıdır bu. "Beni Rabbim terbiye etti ve benim terbiyemi ne güzel
    yaptı" buyuran; bizzat Rabbimizin terbiyesinden geçen Rasûlullah
    Efendimizin, örneğimizin ahlâkı işte böyle, hep güzellik, hep merhamet olup
    Allah'ın yardımıyla hep başarıya ulaştırıcı, güzel sonuçlar tevlid edici bir
    örnekti. Kıyâmete kadar müminlere en güzel bir örnektir Rasûlullah'ın
    ahlâkı.

    Burada örneğimizin, pîşdârımızın bu güzel davranışını, bu güzel ahlâkını
    bize arz eden Rabbimiz bize şunları söylüyor: "Ey Müslümanlar, ey her konuda
    kendilerine nümûne-i imtisâl olarak sunduğum elçimi adım adım takip etmekle
    yükümlü olan peygamber yolunun yolcuları, işte örneğinizin örnek ahlâkı!
    Sizler de onun gibi olun. Onun gibi davranın!"

    Hanımlarınıza karşı, kardeşlerinize karşı, çevrenizdeki müslümanlara karşı,
    işçilerinize, memurlarınıza karşı sizler de böyle davranın. Sizler de
    peygamber ahlâkıyla ahlâklanın. Tüm çevrenize karşı merhametli olun. Tüm
    çevrenizi cennete götürücü bir tavır sergileyin. Zinhar ne idare
    edenleriniz, ne idare edilenleriniz, ne zenginleriniz, ne fakirleriniz, ne
    kadınlarınız, ne erkekleriniz peygamber ahlâkını bir tarafa bırakıp böyle
    bir sınıf farkıyla birbirlerinizi değerlendirmeyin. Unutmayın ki sizin tek
    değer yargınız iman olmalıdır, takva ve teslimiyet olmalıdır.

    Evet, biriniz koca olabilir Rasûlullah gibi; biriniz kadın olabilir Hz. Ayşe
    gibi. Biriniz patron olabilir Ebu Bekir gibi; biriniz köle olabilir, işçi
    olabilir Bilal gibi. Biriniz idareci olabilir Ömer gibi; biriniz tebaa
    olabilir Ebu Zer gibi. Ama unutmayın ki Allah nazarında, kulluk noktasında
    bunlar arasında asla bir değer farkı yoktur. Hepsi Allah'ın kuludur. Hepsi
    Âdem'in çocuklarıdır ve hepsi de topraktandır.

    İşte Rabbimizin beyanından anlıyoruz ki bizzat kendisinin terbiye ettiği
    Rasûlullah Efendimiz insanlara, çevresindekilere son derece merhametli
    davrandı, müsamahalı davrandı, yumuşak ve halim davrandı. Onlara kaba ve
    sert davranmadı. Hatalarından dolayı, sürçmelerinden dolayı onları affetti,
    onlar adına istiğfarda bulundu. Arkadaşlarının yaptıklarından ötürü
    Allah'tan özür diledi. Onlara değer verdi, onlarla iş konusunda, savaş
    konusunda istişarede bulundu. Çünkü Rabbimiz ona bunu emrediyordu:

    "Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar
    verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah güvenenleri sever."

    Ey Peygamberim, onları affet, onların kusurlarından ötürü istiğ-farda bulun,
    kendin hakkındaki haklarını Allah'tan bağışlamasını dile! İş konusunda
    onlarla daima müşavere et! Daima onlarla istişare ederek, onların
    görüşlerine müracaat ederek, kendilerine değer verdiğini ortaya koyarak, bu
    din işinin, bu hayat programının kendi meseleleri olduğunu, binaenaleyh
    kendi öz meselelerine sahip çıkıp kafa yormaları, fikir beyan etmeleri,
    katılımda bulunmaları konusunda, aklî güçlerini ortaya çıkarmaları konusunda
    da onlara imkân hazırlayarak onlarla dayanışma içinde bir hayat yaşa!

    Ey Peygamberim, Allah adına birlikte yaşadığınız bir hayatın problemlerinden
    onları da haberdar et. Kararını onlarla birlikte ver. Ama vereceğin tüm
    kararlarında, tüm hayat problemlerinin çözümünde Allah'ın dini, Allah'ın
    arzuları hâkim olsun. Allah'ın kitabının âyetleri doğrultusundan şaşma. Bir
    savaş kararı mı alacaksın? Bir barışa mı karar vereceksin? Medine'de bir
    müdafaa savaşına mı karar verdin? Arkadaşlarının arzusuyla bundan vazgeçip
    Uhud'da düşmanı karşılamaya mı karar verdin? Hangi konuda bir karar
    vermişsen artık verdiğin o kararında sebat et. Bir şeye azmedip karar verdin
    mi sadece Rabbine tevekkül edip, sadece Rabbine güvenip, dayanıp, ona
    sığınıp yürü. Çünkü kesinlikle bilesin ki Allah, kendisine güvenip,
    kendisine tevekkül edip, kendisini velî ve vekil bilip tüm işlerini
    kendisine havale edenleri, yolunda yürüyenleri sever.

    Rasûlullah Efendimiz Uhud savaşının başlangıcında ashabını toplayarak bu
    konuyu onlarla istişare etmişti. Kendi fikrini açıklayıp onların fikirlerini
    almıştı. Allah'ın Rasûlü Medine'de kalıp gelmekte olan düşmana karşı bir
    müdafaa savaşı vermeyi düşünüyordu. Ama istişare ettiği ashabı arasında daha
    önce Bedir'de bulunamayıp düşmanla karşılaşmaya can atan, bir meydan
    muharebesi için yanıp tutuşan gençler vardı. Bunlar ısrarla Uhud'a gitmeyi,
    düşmanı şehrin dışında karşılamayı ve kahramanca bir savaşta Rasûlullah'ın
    yüzünü aydın etmeyi istiyorlardı. Onların bu arzularında ısrarlarını gören
    Allah'ın Rasûlü kendi fikrinden vazgeçip onların bu arzusunu kabul etti.

    Sonra bu gençler Rasûlullah'ı üzdüklerini, O'nun arzusuna muhalefet
    ettiklerini zannederek pişman oldular ve gelip şöyle dediler:

    "Ey Allah'ın Rasûlü, sizin arzunuzun aksine bir şey isteyerek galiba bizler
    hata ettik. Bu tavrımızdan ötürü bizi affet ve nasıl istersen öylece yap!
    Biz sizinle beraberiz."

    Allah'ın Rasûlü artık kararını vermişti.

    "Bir peygamber, bir şeye karar verip azmetmişse, savaş için zırhını giymişse
    artık zırhını çıkarmak, kararından dönmek ona yakışmaz" dedi, kararında
    azmetti, sebat etti. Gitti Uhud'a, sonuna kadar direndi, dayandı orada.
    Allah'a itimat edip, tevekkül edip savaş meydanında yerine çakılmış gibi bir
    adım bile geriye atmadı, kaçmadı. Büyük bir azim ve cesaretle bozguna
    uğrayan, kaçmaya çalışan arkadaşlarının arasında ordusunu toparlamaya ve
    kaçmalarına engel olmaya muvaffak oldu.

    İşte bu, O'nun Allah tarafından kendisine kazandırılan ahlâkının savaş
    yönünü, azim ve cesaret yönünü, Allah'a güveninin tam oluşundan dolayı
    kaçmayı aklının ucundan bile geçirmeme yönünü teşkil ediyordu. O, sadece
    Allaha güveniyor, sadece O'na sığınıyor, kendisini sadece O'nun koruyacağını
    bildiği Rabbine tevekkül ediyor, vekâletini O'na veriyor ve zaferi, yardımı
    O'ndan bekliyordu.

    İşte daha önce ashabıyla istişare edip de bu istişaresinin sonunda kendi
    fikrinden vazgeçip, onların isteklerine tâbi olup, orada da başına bunlar
    gelince artık ashabıyla müşavereden vazgeçme gibi kalbinden bir duygunun
    geçmemesi, istişare ettiğine pişmanlık duymaması için Rabbimiz burada açıkça
    müşavere emrini veriyordu. Hakkında Allah tarafından bir âyet indirilmemiş
    konularda Allah'ın Rasûlü müminlerle istişare etmeliydi. Kesinlikle
    biliyoruz ki müşavere eden bir toplum en güzele, en doğruya ulaşmaya
    muvaffak olur.

    *Ali Küçük*

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


    Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

    Image Hosted by ImageShack.us

    Esma'ül Hüsna

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us

    ASHABIM!

    Nefsinize zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır.

    İNSANLAR!

    Allah Teala her hak sahibine hakkını (Kur'an'da) vermiştir. Varise vasiyet etmeğe lüzum yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden için mahrumiyet vardır. Babasından başka bir soy iddia eden soysuz, yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan nankör, Allah'ın gazabına, meleklerin lanetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın! Cenab-ı Hak, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şahadetlerini kabul eder.

    İNSANLAR!

    Rabbiniz birdir. Babanız da birdir; hepiniz Âdem'in çocuklarısınız, Âdem ise topraktandır. Allah yanında en kıymetli olanınız, O'na en çok saygı göstereninizdir. Arabın Arap olmayana -Allah saygısı ölçüsünden başka- bir üstünlüğü yoktur.

    İNSANLAR!

    Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?

    "-Allah'ın elçiliğini ifa ettin, vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz." (Bunun üzerine Resûl-i Ekrem mübarek şahadet parmağını göğe doğru kaldırarak sonra da cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu.)

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Şahid ol yâ Rab!

    Image Hosted by ImageShack.us

    Image Hosted by ImageShack.us

    Google Gruplar
    hakikatin merkezi grubuna kayıt ol
    E-posta:
    Bu grubu ziyaret et
    Image Hosted by ImageShack.us
    hakikatın merkezi | İstiklal Marşı| hakikatın merkezi

    ein Bild



    Image Hosted by ImageShack.us
    HAK : Değişmeyen idealin İSLAM : Şaşmayan yolun İMAN : Sönmeyen NUR'un KUR'-AN : Rehberin CENNET : Son durağın olsun.
     

    Sitene Ekle