KURBAN KESMEK YA DA KURBAN KESİLMEK

    27/12/2007 · Kategori: hayat

                                                            

                          KURBAN KESMEK YA DA KURBAN

                                      KESİLMEK

    Kurban, muayyen bir vakitte, muayyen bir hayvanı ibadet maksadıyla usulüne uygun olarak kesmektir. Sözlükte yaklaşmak anlamına gelen kurban, Allah'a yaklaşmayı Allah yolunda malların feda edilebileceğini, Allah'a teslimiyeti ve şükrü ifade eder.

    Kurban kesmedeki esas amaç şu ayette ifadesini bulur:

    "Elbette kurbanların ne etleri ne kanları Allah'a erişmez, fakat sizden ancak takvanız Allah'a ulaşır..."(Hac-37)

    Böylece hayatın merkezine Allah'ın rızası oturtulup o eksende Allah'a ulaşmanın gayreti başlar.

    Bu taktirde kurban kesmek, kurban olmak için atılan bir adım, Hz.İbrahim(as) ve Hz.İsmail(as) anısına bir teşebbüs; Allah adına her türlü feragat ve fedakarlık için bir kararlılık göstergesine dönüşür.

    Kurban, Habil'den Kabil'e bir öğüt. Can vermek pahasına Kabil'in zulmüne iştirak etmemek, mazlumiyetin kanla tescili, kan dökücüleri, kanıyla cezalandırmak. Akıtılan kanla verilen ders.

    Kurban kesmedeki hikmeti ve sırrı kurbanlık İsmail'in şu ifadelerinde görüyoruz;

    "Babasıyla beraber yürüyüp gezecek çağa erişince: Yavrucuğum! Rüyada seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin? Dedi. O da cevaben: Babacığım! Sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın, dedi"(Saffat-102)

    Evet... Teslimiyetin, tevekkülün, itaatin, güvenin en uç noktası. İnsan havlasının kavramakta zorlandığı, tıkandığı zirve.

    "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap."

    Velev ki gelen emir çocuğunu kesmek bile olsa. Çünkü bizler emir almak konumundayız. Gelen emirler üzerinde fikir yürütmek değil, sebat ve sakatin pürüzsüz ispatı.

    "İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın."

    Boynunu babasının elindeki, bıçağa uzatan çocuğun, sunduğu kulluk bilinci, kurban dersi... Kurbanın inceliğini ve enginliğini ancak bu ifadelerle özümlemek mümkün...

    Ve yine bu tema ve temas, komple kulluk gerçeğini algılayış mantığını da yerli yerine oturtuyor.

    Kurban kendini adamak ya da adanmaktır...

    Kurban kesmenin ötesinde kurban kesilmek...

    Kurban kesmek her zaman mümkün. Peki ya kurban kesilmek? İştezorlu tercih... Dünyayı aşabilmek...Kişisel haz ve arzulardan feragat. Sufli değerlerden soyutlanıp ölümsüzlüğe uzanmak... Allah ile ahidleşmenin bedeline katlanmak...

    "Müminlerden öyle erler vardır ki, Allah'a verdikleri ahde sadakat gösterdiler. Kimi (şehid olup) adağını ödedi, kimi (şehid olmayı) bekliyor, onlar asla verdikleri sözü değiştirmediler."(Ahzab-23)

    İşte kendini adayanların ve aldanmayanların, Kur'an'daki tavsifi ve tebrik edilişleri.

    Başta Mina olmak üzere kurban kesim mahallelerinde kurban kesenler bir de cihad meydnalrında kurban kesilenler, kurbanlaşanlar... Kesenlerle, kesilenlerin kanı tartıda... Kesecekleri kurbanın sevinciyle ışıldayan gözler... Filistindeki kurbanları seyreden ıslak gözler...

    Her zaman olduğu gibi, şimdilerde de ümmet, kurbanalrını Rablerine sunmaya durdular. Nice isimsiz kurbanlar... Allah'a takdim edildi. Hem de İsmailcesine... İsmail'in boynunun İbrahim'in bıçağıyla buluşma anındaki teslimiyet ve tevekkülle...

    Bomba kuşanmış bedenleriyle Hamas fedileri, "bismillahi Allahu ekber" ile şehadet saldırılarıyla kurban kesilenler... Beşeri mantık ve normları ters yüz eden tablolar...

    Kurban olmanın ve etmenin itminan ve itimadının sahnelendiği güzellikler... Tarihin tekerrürü, millet-i İbrahim olmanın bedeli, İsmailoğullarının İsrailoğullarına cevabi eylemi...

    Nazarlarımızda koç kurbanlardan önce;

    Hindistan Hazrafbal Camii'nde...

    El Halil İbrahim Mescidi'nde...

    Çeçenistan Grozni sokaklarında binlerce kurban...

    Ümmetin takdimesi...Mübarek ola...

    Bu vesileyle kurban ettiklerimiz ile kurban verdiklerimizi tesbit etmemiz gerekir. Kurban ettiklerimiz kazanç, kurban verdiklerimiz kayıp... Kurban edemeyenlerin, kurban vermek zorunda kalacakları muhakkak. Rabbin istediği istikamette kurban edilmeyen ve olunmayan nice değerler ve imkanlar nasıl da cahiliyeye kurban veriliyor...

    Müstekbirlerin ipoteğinde zillet ve sefalet yüklü bir hayatın kuşatması altında, Allah yolunun kurbanı olmaya aday ve adanma konumundan uzak, tağut yolunda tükenmeye yüz tutmuş, kurbanlık koç misali sıralarını bekleyenler...

    Dün Kore'de, Somali'de Amerika'nın yüce(!) menfaatleri doğrultusunda adnan nesiller, bugün farklı coğrafyalarda iki ateş arasında kalıp, kirli bir savaşın çaresiz kurbanları olmanın ötesinde ne gibi bir özellik arzedebilmektedirler?

    Anlaşılması zor husus; Allah'tan esirgenenler, Allah'tan başkalarına nasıl da sunuluyor?

    İslam'a çok görülen, İslam dışı sistemlere ve ortamlara cömertçe feda edilen değerler, varlıklar, fırsatlar... Hesabını vermek kime düşer?

    Durgunluğumuz ve duyarsızlığımız ancak kurbansızlığımızla izah edilebilir.

    Kasap olmakla, kurban sahibi olmak nedir? Aradaki fark ispatlanmalı, hiç olmazsa kesilen kurbanlarla kurbanlarımızın yarası sarılabilmeli.

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »

Günlük Video

300*250 Reklam alanı

KUR`AN TEFSİRİ İZLE



Sitene Ekle

VEDA HUTBESİ

VedaHutbesi



"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamıyacağım.

"İnsanlar!

"Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur

"Ashabım!

"Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizin yaptığınız olayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

"Ashabım!

"Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

"Ashabım!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

"Ey insanlar!

"Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izininiz olmadıkca evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukca yolunuzu hiç şasırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse başkadır.

"Ey insanlar!

"Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirascıya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

"Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

  • Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

  • Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

  • Zina etmeyeceksiniz.

  • Hırsızlık yapmayacaksınız.

  • "İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir.

    "İnsanlar!

    "Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

    Saheb-i Kiram birden şöyle dediler:

    "Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şehadet ederiz!"

    Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şehadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:

    "Şahid ol, yâ Rab!Şahid ol, yâ Rab! Şahid ol, yâ Rab!"

    Diyanet Meali
    Elmalılı Y. M.
    Yaşar Nuri M.

    Sohbet

      Cbox sohbet kutusunu buraya koyabilirsiniz