Tevhid

    25/11/2007 · Kategori: hayat

                                                                      

                                                      Tevhid

    “ALLAH KENDİSİNDEN BAŞKA İLAH OLMADIĞINA ŞAHİTLİK ETTİ. MELEKLER VE İLİM SAHİPLERİ DE O’NDAN BAŞKA İLAH OLMADIĞINA ADALETLE ŞAHİTLİK ETTİLER. O, AZİZDİR, HAKİMDİR.” (Al-i İmran-18)

     

    TEVHİD, en yüce hakikattir.

     

    ALLAH’ın, meleklerin ve ilim sahiplerinin şahitlik ettiği yüce hakikat.

     

     

    ALLAH her topluma bu hakikate davet için bir peygamber göndermiş ve insanlık tarihi boyunca görevlendirilen bütün nebiler, insanları ilk önce bu gerçeğe çağırmıştır.

     

    “ ANDOLSUN BİZ, HER ÜMMET İÇİNDE: ‘ ALLAH’A KULLUK EDİN,TAĞUTTAN KAÇININ’ DİYE BİR ELÇİ GÖNDERDİK...” (Nahl-36)

     

    Ve son nebi, Hz. Muhammed (as) insanlara şöyle sesleniyordu :

     

    “ LAİLAHE İLLALLAH DEYİNİZ, KURTULUNUZ ! ”

     

    İşte, -insanlık tarihi boyunca- insanlık onurunu taşıyanlar için bir kurtuluş muştusu olan bu davet; büyüklenen, rabblik taslayan, insanları kendi hükmüne boyun eğdirerek zulmeden ve kendi saltanatını böylece sürdüren firavunlar, nemrutlar, azgın tağutlar için en büyük tehdit olagelmiştir.

     

    Zira tevhid, insanlar için, kullara kul olma zilletinden kurtulup Alemlerin Rabbine kul olma şerefine yükselme çağrısıdır.

     

    LAİLAHE İLLALLAH !

     

    Bütün dünyevi bağlardan azad olarak, tüm mevcudatı hakimiyyeti altında tutan yüce güç sahibine, ALLAH’a teslim olmak.

     

    Başkasını değil, en çok ALLAH’ı sevmek...

     

    Başka güçlerden değil, ancak ALLAH’tan korkmak...

     

    Mutlak itaat ile, tek O’na boyun eğmek...

     

    Kulluk fiilleriyle bir tek O’na yönelmek... Sadece O’nun için, kurban kesmek, namaz kılmak, secdelere kapanmak ve rükuya eğilmek....

     

    Ancak O’na el açıp, O’ndan medet dilemek...

     

    Bir başkasına değil, ancak O’na güvenmek...

     

    Zira, LAİLAHE ! : Bütün bunlara layık başka bir ilah yoktur !

     

     

    İLLALLAH ! Ancak ALLAH !

    Hamd O’na,... Mülk O’nun,... hüküm O’nundur !

     

    Yaratmak ve emretmek ancak O’na aittir !

     

    Kulluk ve teslimiyet ancak O’nun içindir !

     

    LAİLAHE İLLALLAH !

     

    İslam’ın eşiği olan büyük hakikat !

     

    Bu gerçek, düşünülmeden kabullenilecek basit bir gerçek değildir!

     

    Ne oluyor insanlara?!.. Ne oluyor ki; LAİLAHE İLLALLAH dedikten sonra, ALLAH’tan başkasına kul oluyorlar ?!...

     

    O’ndan başka şeylere gönül bağlıyor, O’ndan başkasına ram oluyorlar.

     

    O’ndan başka güçlerden ALLAH’tan korkar gibi, korkup-çekiniyorlar.

     

    O’ndan başka varlıklara, el açıp medet diliyorlar.

     

    O’ndan başkasının önünde ta’zimle kıyamda duruyorlar.

     

    Rububiyyetten bir pay olan mutlak teşri hakkını, ALLAH'ın yarattığı kullara veriyorlar.

     

    O’ndan başkasının kurallarına boyun eğiyor, O’ndan başkasının hükmüne razı oluyorlar.

     

    O’nun dininin hükümlerini pervasızca terk edip, başka nizamların gölgesinde hoşnutlukla yaşıyorlar.

     

    Ne oluyor insanlara !?...

     

    Bütün bu yapılanların, ALLAH’a şirk koşmak olduğundan habersizler mi yoksa?!...

     

     

    Bütün bu eylemlerin, dilleriyle söyledikleri LAİLAHE İLLALLAH kelimesine şehadetlerini nakzettiğinden gafletteler mi acaba?!..

     

     

    Yoksa bu insanlar, kabullendiklerini söyledikleri o yüce sözün, LAİLAHE İLLALLAH kelimesinin insana ne gibi sorumluluklar yüklediğini bilmiyorlar mı ?!..

     

    Yoksa,....

     

    Yoksa bu insanlar LAİLAHE İLLALLAH kelimesinin ne anlama geldiğini dahi bilmiyorlar mı?!...

     

    Fakat;

     

    İnsan, manasını dahi bilmediği bir hakikate nasıl iman etmiş olabilir ki !?...

     

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

    Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

    0 yorum yazılmıştır

« Önceki Yazılar :|: Sonraki Yazılar »

Günlük Video

300*250 Reklam alanı

KUR`AN TEFSİRİ İZLE



Sitene Ekle

VEDA HUTBESİ

VedaHutbesi



"Ey insanlar!

"Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamıyacağım.

"İnsanlar!

"Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur

"Ashabım!

"Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O'da sizin yaptığınız olayı sorguya çekecektir. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur.

"Ashabım!

"Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

"Ashabım!"

"Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır.

"Ey insanlar!

"Muhakkak ki, seytan şu toprağınızda kendisine tapınmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakınınız.

"Ey insanlar!

"Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkınızı; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izininiz olmadıkca evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onları yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

"Ey mü'minler!

"Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukca yolunuzu hiç şasırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur-ân-ı Kerim ve Peygamberin (a.s.m) sünnetidir.

"Mü'minler!

"Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse başkadır.

"Ey insanlar!

"Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirascıya vasiyet etmeye lüzüm yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder.

"Ey insanlar!

"Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz.

"Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız:

  • Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız.

  • Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz.

  • Zina etmeyeceksiniz.

  • Hırsızlık yapmayacaksınız.

  • "İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir.

    "İnsanlar!

    "Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

    Saheb-i Kiram birden şöyle dediler:

    "Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şehadet ederiz!"

    Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şehadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu:

    "Şahid ol, yâ Rab!Şahid ol, yâ Rab! Şahid ol, yâ Rab!"

    Diyanet Meali
    Elmalılı Y. M.
    Yaşar Nuri M.

    Sohbet

      Cbox sohbet kutusunu buraya koyabilirsiniz